• İstanbulda Yazlık Eğlence Mekanları
  • İstanbulun Vintage Butikleri
  • İstanbulda Brunch Mekanları / Geç Kahvaltı
  • Büyükadada Yapılacak 10 Şey
  • Fajitanın en iyi adresleri
  • En iyi türk kahvesi nerede içilir?
  • İstanbulun koşu parkurları
  • İstanbuldaki eski binalar ve köşkler
  • Karaköy Mekan Keşifleri
İstanbulda Yazlık Eğlence Mekanları1 İstanbulun Vintage Butikleri2 İstanbulda Brunch Mekanları / Geç Kahvaltı3 Büyükadada Yapılacak 10 Şey4 Fajitanın en iyi adresleri5 En iyi türk kahvesi nerede içilir?6 İstanbulun Koşu Parkurları7 İstanbulun sıradışı binaları8 En yeni karaköy keşifleri9

İSTANBUL’UN SIRA DIŞI BİNALARI

İstanbul kazan, ben kepçe diye demişler ya, işte kepçeyi kullandıkça İstanbul’dan daha neler çıkıyor neler. Bizde tarihe tanıklık etmiş, İstanbul’un sıra dışı binalarını sizler için listeledik, işte o değerli binalar;

CEMİL MOLLA KÖŞKÜ
Kuzguncuk’tan Beylerbeyi’ne doğru ilerlediğinizde yol iç tarafa döner, yolun döndüğü tarafta görebileceğiniz Cemil Molla Köşkü tarihe ilklerin yaşandığı köşk olarak geçmiştir.  Köklü bir aileden gelen Cemil Molla, Kuzguncuk sırtlarında, doğu ile batının ortak simgesi olmasını hayal ettiği bir köşk yaptırmak istedi, dedesinin yalısı yanınca, Cemil Molla 22 yaşındayken kendi köşkünü İtalyan asıllı mimar Alberti’ye yaptırdı. Cemil Molla Köşkü, saray dışında dizel motorla aydınlanan, kaloriferle ısınan ve telefonu olan ilk evdi. Cemil Molla dönemin en ünlü aydınlarından biriydi. Köşkü de kısa zamanda İstanbul’un kültür, sanat ve eğlence merkezine dönüştüren Cemil Molla, evinde aynı zamanda sık sık şiir ve musiki geceleri de düzenlerdi. Köşk ayrıca, imparatorluğun ilk özel sinemasına ve fotoğraf stüdyosuna da ev sahipliği yapmıştır, geçmişi sanat ve bilimle dolu köşkün ise başıboş bırakılması tarihi, sanatı ve İstanbul’u sevenler için büyük bir üzüntü kaynağı olmuş durumda.

İstanbul'un Sıra dışı Binaları / Cemil Molla Köşkü




TAUT EVİ
Boğaziçi Köprüsünden Avrupa yakasına geçerken, köprünün çıkışında sağ tarafta (Ortaköy’e doğru) çok şık bir konut görürsünüz. Bir yandan Budist tapınağını da andıran bu yapı, zamanında “Doğunun manevi değerlerinin insan üzerindeki etkisini modern bir evle açıkladığını” söyleyen Alman mimar Bruno Taut’un evidir. Taut evini yaparken bir yandan Türk mimarisini bir yandan da Japon mimarisini kullanarak, yeteneklerini harmanlamış ve kendi oturacağı evi yaptırmıştır. Alman mimar, Hitler zamanında Almanya’dan kaçarak, Türkiye’ye yerleşmiş ve yaşamını burada devam ettirmeye başlamıştır. Taut Ortaköy’de yaptırdığı bu saray yavrusu evinin keyfini fazlaca sürememiş, Atatürk’ün ölümünü sonrasında katafalkını (cenazesinin üzerine konacağı yapıyı) yaparken soğuk algınlığına yakalanmış ve evinin tamalanmasından bir kaç ay sonra vefat etmiştir. Kendisi Yahudi’dir fakat öldükten sonra, kendi vasiyeti üzerine Edirnekapı Müslüman Şehitliği’ne gömülmüştür. Taut’un evinin gizemi ise burada başlamaktadır, kendisi Yahudi olmasına rağmen, Müslüman mezarlığına gömülmek istemiştir. Peki neden? Taut ayrıca Ankara ve Trabzon’da da bir çok eser bırakmıştır, evi ise şuan özel mülk olarak kullanılmaktadır.


İstanbul'un Sıra dışı Binaları / Taut Evi


RAGIP PAŞA KÖŞKÜ
Caddebostan Sahil’de bulunan muhteşem köşk, 1906’da Sirkeci Tren İstasyonu’nu da yapan, August Jasmund tarafından tasarlanmış. Yine 1906 yılında yapılan Ragıp Paşa köşkü, büyük bir koruluk, iki köşk ve caddenin kara tarafında bulunan bir selamlıktan oluşmaktaymış. Ragıp Paşa’nın yanındaki diğer köşk ise kızı Tevhide Hanım’a aitmiş. Şimdilerde malasef iki köşkün bahçesine de modern zaman evleri yapılmış. Yıldız Sarayı’nın güvenilir bir mensubu olan Ragıp Paşa, devlet memuriyeti yanında ticaretle de uğraşmış; Beyoğlu’nda birbirine yakın Anadolu, Rumeli, Afrika hanlarını yaptırmış, Umurca Rakı Fabrikası'nı kurmuş. 1908 Meşrutiyetinden sonra padişahın Selanik’de Alatini Köşkü’ne gönderilmesini takiben Rodos’a sürgün edilmiş, orada hastalanarak mide kanserine yakalanmış. Tedavi için İsviçre’ye giden paşa, dönüşte çok yaşamamış, 1920 yılında bu köşkünde vefat etmiştir. 

İstanbul'un Sıra dışı Binaları / Ragıp Paşa Köşkü


BULGUR PALAS
Eğer bir gün Cerrahpaşa’ya uğrarsanız, yol boyunca dümdüz devam edip Haseki Kadın Sokağı’ndan sağa saptığınızda göreceğiniz Bulgur Palas, 1912 senesinde yapılan 1. Ulusal Mimari Akımı’nın en muhteşem örneklerinden biri olarak çıkacak karşınıza. İtalyan mimar Giulio Mongeri tarafından Bolu milletvekili, bulgur tüccarı Mehmed Habib Bey için yapılan bina, adını da sahibinin mesleğinden almış ve Bulgur Palas denmiştir. Üst katından harika bir deniz manzarası olan Bulgur Palas, 1920’de Osmanlı Bankası’nın mülkiyetine geçmiş ve uzun yıllar bankanın arşivi olarak kullanılmıştır, şuan ise Garanti Bankası’’

İstanbul'un Sıra dışı Binaları / Bulgur Palas





0 yorum:

Yorum Gönder